Siyaset hakkında genel kabul görmüş, artık kanıksanmış bir söylem olarak “vefası olmaz” tanımını, bir Müslüman olarak kabul etmek mümkün değildir. Müslümanlar hayatlarının her alanında kendilerini sınırlandıran kurallarla yaşamayı tercih etmişlerdir. Ticaret de, siyaset de, yazarlık da, işçilik de bu kurallar içerisinde yapılabilir.
Müslümanları ilgilendiren diğer meşgaleleri geçip siyaset kısmını irdeleyeceğiz. Aslında irdelemek değil de dertleşmek olacak bu yazı.
Malum, 2 hafta kadar önce Saadet Partisi 4. kongresini yaptı. Büyük bir coşku ile başlayan kongre, hâlâ hareketliliğini sürdürüyor. Çünkü Milli Görüş yapısı itibariyle tarihinde görmediği olaylarla karşılaştı. 40 yıllık bir tarihi geçmiş, 40 yıllık tecrübeden sonra yaşanan bu olaylar camiayı derinden sarstı. 2 haftadır net bir açıklama olmaması ise teşkilat mensupları arasında gerilime sebep oldu. Bu durumu fırsat bilen, teşkilat dışındakiler hariçten gazel okumalarla bu camianın mensuplarının arasına fitne tohumları saçmaktan çekinmedi. Zaten hiçbir zaman Milli Görüş saflarında bir damla ter dökmemiş, bir direğin tepesinde kışın ayazında soğuktan üşümemiş, bu çalışmaların getirisi olarak evi ile arasında sorunlar çıkmamış, seçim çalışmalarında ikna edemediği bir kişi için oturup ağlamamış adamlar, bugün bu meselede taraf olarak konuşuyorlarsa bu samimiyet değil, fitnedir.
Kongre gününden bu güne kadar sayısız arkadaşımın telefonla ya da mail yoluyla en ufak bilgi için nasıl çırpındıklarına şahit oldum. Telefonun ucundaki ses ne olur bir şeyler söylesinler dedikçe içimiz daha da parçalandı. Yutkunmanın zor olduğu zamanlar olur ya, bu günlerimiz böyle geçiyor. Allah’tan korkanlar için yapılması gereken sessiz olup, yaşananları takip etmekten ibaretti.
Şimdi bu satırları yazdığım sıralarda, Balgat’ta önemli bir görüşme yapılıyor. Milli Görüş’ün muhterem lideri Erbakan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Kurtulmuş, yaşanan sorunu çözme amaçlı konuşuyorlar. Görüşmeden çıkan sonuç teşkilatlar arasında nasıl bir tepki doğuracak, bunu da şahit olarak takip edeceğiz. Ancak şimdiden pusuda bekleyen fitne mihrakları çirkin yakıştırmalar yapmaya başlamış görünüyor.
***
Milli Görüş ile siyaset arenasında konuşma cesareti bulan Müslüman yazar taifesi, “vefa”dan çok uzakta, kendisine verilen imkânlarla Erbakan’a büyük haksızlık yapmaktalar.
Yaşları itibari ile genç olanlar ise yaşadıkları heyecandan dolayı olsa gerek, geçmişi hesaba katmadan; yine “vefa”dan uzakta, büyük hayaller kurma peşine düşmüş görünüyorlar.
Bu durumu “güzel olana gölgesi bile düşmandır” sözü ile daha anlaşılır kılabiliriz. Erbakan, İslami düşünürlerin içten içe gıpta ettikleri büyük bir aksiyonerdir. Yıllarca sadece yazı ve düşünceleri ile Müslümanlar ile irtibat kurmuş değerli fikir adamlarımız, Müslümanların harekete geçmesini sağlayan Erbakan’a biraz ağır olacak ama hakaret etmek için fırsat mı kolluyorlardı? Saadet Partisi kongresinde yaşanan bir sıkıntı nedeniyle bu yaptıkları ne anlama geliyor? Ey Ahmet Taşgetiren, ey Abdurrahman Dilipak yıllardır köşelerinizden kaç Müslüman genci siyasetin içerisinde aktif ettiniz de bugün bu adama karşı kindarca konuşuyorsunuz?
Hadi yaşı büyük Müslüman yazarların durumunu “gıpta” ile açıkladık. Peki ya 40 yıldır liderliğini kabul ettikleri Erbakan için hiç onulmadık başlıklar atan, yazılar yazan sözümona hızlı mücahid genç yazarlar, size ne oldu? Sizler ne zaman büyük işler başardınız da bugün büyük sözler söyleme, söylediğini duymama, dili ile kalp kırma noktasına geldiniz?
Numan bey Genel Başkan olduktan sonra Saadet Partisi’nin parlamentoya gireceğini hayal etmiş olabilirsiniz. Ancak bu hayal bugün Erbakan Hocamızı bu kadar üzecek, yaralayacak, kıracak kadar ileri gitmeniz için size hak tanımıyor. Eğer Müslüman sınırları içerisinde yaşamayı sürdürecekseniz tabi ki.
***
Aslı astarı olmayan iddiaları çok önemli haber gibi büyük puntolarla köşelerinden pompalayan arkadaşlarımıza birkaç çift sözüm olacak. Yazının başında bahsettiğim “vefa” öyle bir şeydir ki, yarın size de lazım olduğunda ararsınız da yaptıklarınızdan ötürü bulamazsınız.
Müslümanca hayaller kurma iddiasında iseniz, önce İslami sınırları çiğnemeyeceksiniz. Her duyduğunuzu ispatlanmış deliller gibi kitlelere ulaştırarak fitne ateşine odun olmayacaksınız!
Allah sabredenlerle beraberdir. Sabredenleri müjdele!
