Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Yunus GÖKSU

Haftaya Bakış

Yunus GÖKSU

yunus@yunusgoksu.net

20 Haziran 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Nedir bu batılılaşma çabası?


Osmanlı devletinin son dönemlerinden bu yana Avrupa hayranlığı, batı’nın üstün görülmesi asyanın afrikanın ilerlemesine engel olmuştur. Günümüzde Avrasya ülkesi olan Türkiye bu akımın zararının yaşandığı en gözle görülür örneğidir. Türkiye’nin bu akıma nasıl kapıldığını ciltler dolusu külliyatlarla ancak anlatabiliriz. Türkiye’nin batılılaşma akımının getirdiği durumunun vahimliğini artık cami imamlarının bile “batıya gidip kirletme, doğuya gidip kirlenme” gibi tarihden habersiz abes cümlelerinden görebiliriz. Batıya medeniyeti götürenin, öğretenin İslam ruhu olduğunu bilmek anlamak yaşamak lazım. Bugün avrupanın yaşadığı; sosyal devlet anlayışı, temizlik medeniyeti, sosyal yaşam tarzı…. islamın, Osmanlının fetihleri avrupaya kazandırıdığı gizlenemez gerçeklerdir.

BİLGİ TOPLUMU

Yer yüzünde insanların oluşturdukları topluluklar sosyo-ekonomik bakımdan ilkel toplumdan tarım toplumuna, tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan şu an günümüzde yaşadığımız bilgi toplumuna geçişlerle gelişme gösterirler. Şuan yaşadığımız toplum bilgi kaynaklı bir toplum haline gelmiş, yani hayatın her alanında, her yerinde bilgi ve birikim gerekli hale gelmiştir. Bilgi ve birikim diyorum çünkü birikim olmadan bilgi, bilgi olmadan birikim olmaz. Günümüzde toplumun kendi içinde oluşturduğu toplulukların bilgi birikimi aynı toplumdaki diğer toplulukların bilgi toplumu olmasına sebep olmuştur. 90’lı yıllarda bir fıkra anlatılırdı; bir dede torunuyla caddede gezerken torununa, “bak yavrum düt düt geçiyor” der torunda dedesine, “ne düt dütü dede? O geçen MERCEDES E200”der… geçtiğimiz günlerde buna benzer bir olay geldi başıma. Kayınbiraderimin 3.5 yaşındaki kızı kucağımdayken kanalları değiştiriyordum ki; TRT 2’de kaldım. TRT 2’de ABD başkanı BARACK OBAMA, G 20 zirvesi ardından açıklama yapıyor. Daha tuvaletlinin geldiğinden bile haberi olmayan 3.5 yaşındaki kız yüksek bir aaaaa nidası atarak “HOBAMA” diye selendi. Şaşkınlığım 2-3 dakika sürdü. İşte bilgi toplumu sürecine girdiğimizin resmidir.

Bilgi olmadan ne kadar maddi imkanlarınız, kaynaklarınız olursa olun diğer topluluklar ve kendi toplumunuz üzerinde gerçek bir hakimiyet oluşturamazsınız.

İlkel toplumdan tarım toplumuna, tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan bilgi toplumuna dedik. Bu geçişlerde birbiri ardından gelen nitelikler zincirlemedir en güncel olanı en son girilen süreçtir.. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş gerçekleştikten sonra sanayi olmadan tarım yapılamaz hale gelmiştir. Olur mu öyle şey? Diyenler için; traktör olmadan, pulluk olmadan, değirmen olmadan tarımın ne kadar zor olabileceğini düşünün. Artık tarım yapmak için sırf sanayide yetmiyor az maliyetle daha fazla mahsul almak için bilgiye de ihtiyaç vardır. Neticede önce sanayileşme ardından bilgi tarım için gerekli iki unsur haline gelmiştir. Sanayileşme de bilgisiz olmaz hale gelmiştir. Aslında yıllar önce liderler, filozoflar, düşünürler sanayileşmeyi işaret ederken bilgi toplumunu sürecini öngörmüşlerdir. Erbakan sanayi toplumu sürecinde iken 74’lü yıllarda, sanayileşmeyi işaret ederken kullandığı slogan aslında günümüzdeki bilgi toplumu sürecini de öngörüyordu. Ne diyordu Erbakan ? “gazoz fabrikası değil, çikolata fabrikası değil, fabrika yapan fabrikalar” diyordu Erbakan. Sizce fabrika yapan fabrika nedir? Tabii ki bilgi yüklü insanlardır.

AĞLAYAN DAMAT

Düğünlerde bir gülen taraf bir de gülmeyle ağlama arası gidip gelen taraf vardır. Erkek tarafı güler neşelenirken kız tarafıda neşelidir ama tatlı bir hüzününde aktörü olur. Gelin ata binip ya nasip demeden önce hem ağlarım hem de giderim dermiş. düğün günü kayınpederim evimin önüne arabamı yanaştırıp indiğimde kayınvalidemin ağlama sesini duydum apartmanda. öyle içli ağlıyordu ki benim gibi ağlayana dayanamayan adam, sırf o ağlamasın diye "tamam vazgeçtim evlenmiyorum" demeyi aklından geçirdi. Bu her evlilik olayında aynıdır, gelin anası ağlar, damat anası güler ; gelin ağlar, damat güler. Geçtiğimiz haftasonu bir düğüne katıldım sevdiğim bir abinin kızı, eşimin arkadaşı tuba külünk ile eyüp gül kardeşlerimizin düğün merasimiydi. Tuba'nın babası Metin abi içli adamdır. genç,yaşlı dimlemez iki çift sözle ruhları okşar. işte böyle bir günde, kızının gelin olduğu, insanın en içli hal durumuna sahip olduğu bu günde kızı için yazdığı şiiri okudu. Düğünde herkezin gözlerinde bir damlada olsa yaş vardı. öyleki, damadın gözlerinde bile yaş vardı. Ben ilk defa düğününde ağlayan damat gördüğüm için o günün tarihi önem arz etmişti. Eyüp kardeşim yanlış anlamasın ağlamak güzeldir, insanın yüreği, hissi kalbi, en önemlisi aşkının olduğunun kanıtıdır. Ömrü hayatında hiç duygulanmayıp ağlamayanlara tavsiyemdir bir kez olsun duygulanacağınız bir şey bulun ve ağlayın, ağlamakda gülmek kadar güzeldir.

NOT: Genç çift kardeşlerime mutluluklar diliyor, sağlık ve sıhhatli bir ömür diliyorum.













yorumlayorum ekle




Yorumlar


  henüz yorum yok








Anket

12 Eylül'de yapılacak olan referandumda oyunuzun rengi ne olacak?

  • Evet
  • Hayır



   [ sonuçlar için tıklayın ]